Saygıdeğer hemşehrilerim, Bitlis’i yüceltmek için kafa yoran, ülkenin ve dünyanın dört bir noktasındaki Bitlisliler, Bitlis sevdalıları, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kent nabzını belki de orada yaşayan bir meczup, çoğumuzdan iyi tutar. O yüzden Bitlis dışındakiler olarak fazla da ahkam kesmeden, haddimizi aşmadan düşüncelerimizi ortaya koyabilmeliyiz. Bizler dışarıda, ama gönlü hep orada kalan Bitlis aşıklarıyız.

Evvelemirde buralardan gelerek o siyasi pratiğin içine girilmesini Bitlis halkına yapılmış büyük bir haksızlık ve kötülük saydığımızı söyleyerek başlayalım.

Bitlis kentini her noktasında, orada yaşayan insanlar yönetmelidir yerelde ve merkezi siyasette. Sözlerimiz, aydın sorumluluğumuzun gereği olarak, can alıcı meseleleri ortaya koyma ve çözüm arayışlarına sunulmuş katkılar olacaktır.

Şunun altını bir kez daha çizelim. Eleştiri yaparken, hedef çizerken ya da bir siyasi analiz yaparken işin doğası gereği, düşünce sahibinin, pratiğin içindekinin aksine sırtında yumurta küfesi yoktur. Bu, siyasetçilerin bilmesi gereken altın bir kuraldır. Ayrıca sözlerimizin, yapıcı eleştirilerimizin mantık, denge ve etik kurallarını zorlamamasına özen göstereceğiz. Bitlis, yılların yanlış yönetimlerinin biriktirdiği devasa sorunları maalesef bu son yıllarda da aşamamıştır. Yönetim kademelerindeki dostlar, siyasiler bardağın boş tarafının fazlaca öne çıkarıldığını düşünmesinler bizlerden. Bu keyfiyetin siyaset adına, eşyanın tabiatına uygun olduğunu hemen söylemeliyiz.

Siyaset; boşlukların doldurulması, imkansızlıkları bırakın, büyük mucizelerin gösterilmesi sanatıdır. Bunu, Yaradan'a hizmet edercesine, yarattığı kullar, tüm canlı, cansız varlıklar için yaparsınız. Hiçbir ayrım da gözetmeden, büyük bir aşkla ve huşûyla çalışırsınız. Ülkemizde bu yüksek kriterlere uyabilen, dahası donanımlı, yetenekli siyasetçi sayısı maalesef çok az. Geçmiş dönemlerde de böyleydi. Cesur, hak bildiği yoldan şaşmayan, bu anlamda pervasız, bilgili ama deli dolu, atılgan kişilikler az yetişiyor. Bu kişiler siyasete girmiyor, girseler bile önleri kesiliyor. Yeteneksizlerin saltanatı, her alanda olduğu gibi siyasette de kendini gösteriyor. Geleneksel biat kültürüne dayalı, rantı dağıtma, yağmayı bölüşme sanatı haline getirilen, bu zor siyaset oyunundan maalesef herkes kaçıyor. Meydan da çoğu noktada daha az kapasiteli, hırsı aklının önünde olan insanlara kalıyor.

Esasen halkımız, siyasete günlük ve kişisel çıkar noktasıyla bakmakta. 'Bana ne verecek?' yerine, 'Kentime ve ülkeme ne verecek? Neler yapacak? ' diye düşünmesi daha sağlıklı ve doğru yol değil mi? Bu anlamda halkın, kendi geleceğine ait projelere fazla da itibar etmemesini anlayabilmek gerçekten mümkün değil.

İsterseniz örneklerle başlayalım:

Sağlık alanında yapılan bazı düzenlemelerle az biraz nefes alındığını söylemek mümkün. Ancak, halkın büyük bölümünün ve sacayağının olmazsa olmazı hekimlerimizin tamamına yakınının mutlu olmadığı kesinlikle bilinmelidir. Bunu bir hekim olarak, pratiğin içinde, mesleğimizi yaptığımız noktada ve meslektaşlarımızla yaptığımız yoğun istişareler ışığında net bir şekilde söyleyebiliyoruz.

Eğitim alanı da benzerlik teşkil ediyor. Devlet dışında, halkımız ve bu alanın başrol oyuncuları öğretmenlerimizin gelecek kaygıları ve mutsuzlukları ortadadır. Özelleşmeyi sağlıkta ve eğitimde doruklara tırmandıran ülke siyasetinin, devlet okullarının ve hekim muayenehaneciliğinin yok olmasına yol açan 'işgüzar' çabaları, ibret hatta dehşet vericidir. Tüccarın, kapitalistin bu alanlarda bu kadar rahat cirit atması, ülke geleceği adına kaygı vericidir. Ayrıca, fırsat eşitliğine, temel haklara ve sosyal devlet ilkelerine de uymamaktadır.

İç içe konuşalım gene:

Eğitimde mesela, içleri boşaltılmış devlet okullarının artık eski başarıları var mı?
Liseler ortaokul, üniversiteler de lise ve kısmen de ortaokul seviyesine düşürülmedi mi?


Dönelim bu kez memleketimize:

Bitlis son istatistiksel verilere göre, ülkede ekonomik ve sosyal anlamda, yaşanılabilir kentler sıralamasında şu an itibariyle 80. sıraya kadar düşmüştür. Bunu net görelim. Bu faciayı ortadan kaldırmak için, vizyon sahibi olarak işe soyunmak olmalı ülke ve özelde Bitlis siyasetçiliği. Yapılan tüm hizmetlere rağmen, eksik ve yok mesabesinde bırakılmış bir dolu alan rahatça ortaya çıkmıştır. Bitlis insanı mutsuz. Yukarıdaki istatistiki bilgi de bunu zaten ispatlıyor.

Eğitim alanında kentimiz, hayırsever bir avuç insan ve başarılı çalışmalarını yıllardır sürdüren BETAV (Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı) sayesinde yeniden şahlanmasına rağmen yukarıdaki o realiteyi de net ifade etmek zorundayız..

'Bitlis yeniden göç vermeye başladı', diyen dostların sayısı oldukça fazla. Bitlis'e ve insanına özellikle merkezi yönetimin mutlak surette pozitif ayrımcılık yapması, uzunca bir dönem için daha gerekiyor. Yöneticilerimizin buna ait yasaların çıkmasına katkı sunması, işi takip etmesi ve hayata geçirme çabalarına destek vermesini bekliyor Bitlis halkı. Bizler de tabi bunları dillendirmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.

Halkımız yoksuldur, çilekeştir ve maalesef çok da sahipsizdir. Kentlisi ve köylüsüyle. Özellikle Bitlis merkezini mahalle mahalle, çarşı-pazar her noktasıyla dolaşan, insanıyla konuşan, dertleşen biri olarak bir dolu gözlem oluşturduk ve belleğimize de yerleştirdik. Hep dolaştık; gördük ki dert çok, sorun çok, sıkıntılar çok büyük. Bitlis yıllarca ihmal edilmiş. Çarşıda esnaf iş yapamaz hale gelmiş. İnanılmaz ve çok aptalca bir trafik sorunu var. Cadde ve sokaklar otopark haline getirilmiş. Kadınlarımız, annelerimiz, kızlarımız çarşıya çıkamaz hale gelmiş. Dere yatağı perişan. Geçmişin tarih ve kültür merkezi kadim Bitlis, o önemli özelliğini çoktan yitirmiş. Kimselerin kılı kıpırdamıyor. Durumdan vazife çıkaran da yok. Mahalle mahalle gezince görüyoruz ki onlarca tarihi ev, mekan, yapı, mabed harabeye dönmüş. Tekel tütün fabrikasının ve bazı kamu kurumlarının kapatılması işsizliğin tavan yapmasına, halkın ciddi anlamda ekonomik sıkıntılar içine girmesine neden olmuş. Bu sorunlara karşılık en büyük mutluluk, insanımızın yüreğinin güzelliği, konukseverliği, alçak gönüllülüğü tabii ki.

Onların hak ettiği bir yaşamı tekrardan ellerine vermek olmalı Bitlis siyasetçiliği. Bitlis'te siyaset yapanlar yıllarca günü kurtarmanın hesabını yaptıkları için, bugünkü durum ortaya çıkmış. Dileriz düşüncelerini yaşama geçirecek, kültürle, yaşamla, tarihi dokusuyla ilimizi ön plana çıkarabilecek vizyon sahibi, siyasetçileri yeniden buluruz.

Bu arada diyalektiğin şu temel kuralını da hemen hatırlatalım:

'İnsanlık' çektiği acılara, tüm sıkıntılara, cefaya, ezaya, duraklama dönemlerine rağmen, hiç bir zaman kötüye gitmez. Tekamülünü tamamlama adına bu ilerleyiş hep sürer gider. Hiç bir sebep, hiçbir güç, kişi ya da kurum bunu engelleyemez, önüne geçemez ve set çekemez. Bu anlamda kişileri ilahlaştırma ya da yerin dibine batırma adına da hiç bir söz edilemez.

İktidarın son 12 yılda yaptıkları iyi şeyler yanında, kötü uygulamalarını da net görmeliyiz ve ifade edebilmeliyiz, cesurca. muhalif seslerin, yurt dışı komploların, oyunların bir parçası olarak görülerek sürekli aşağılanması, seslerin kısılmaya çalışılması, demokratik kitle ve meslek örgütlerinin sözlerinin ve projelerinin dikkate alınmaması, dinlenmemesi affedilecek hatalar değildir. Bu aynı zamanda mevcut durumu okuyamamanın, büyük kibrin, iktidar körleşmesinin de bir sonucudur.

Kardeşlik ve barış projesinin sahibi bir tek iktidar değil, herkes olmalıdır. Esasen büyük oyunun büyük aktörleri, yurt dışı mahfilleri konjonktürün de dayatması sonucu 'Harç bitti, yapı paydos' dediler. Devlet ve örgüt de buna seve seve uydu. Gene de, işin olumlu, mutlu bir sonuca ulaştırılması adına yola çıkanlara, emek verenlere, kurumlara, basiretli siyasilere teşekkür etmemiz gerekiyor. Alınan yol şu aşamada yeterli olmasa da asla küçümsenemez. Bu topraklar kendisine daha iyi hizmet sunacak, demokratik normları, laikliği, çağdaş yaşamı ıskalamayacak, kibrini ve öfkesini yenmiş güçlü, soğukkanlı yöneticileri bekliyor.

Bakınız, 2863 sayılı yasayı hazırlayan kanun koyucular, Bitlis'teki eski eserleri de yasanın içine aldılar geçmişte. Yapılan incelemeler sonucu tescil edilen eski eser yapılar, korunamamış binalar için devletin yasada belirttiği eski eser kredileri kullandırılmamış. Bu nedenle ve eski yöneticilerin de aymazlığıyla kentsel sit alanı olan ilimizde apartmanlar, çirkin yapılar birer mantar gibi yükseldi. Koşullar bu iken, 'Bitlis'te turizmi patlatacağız' diyen insanlara, kent içinden ve dışından tüm Bitlisliler sadece gülümseyerek bakıyor. Vitrini, şık rafları, ambalajlı ürünleri olmayan bir mağaza olabilir mi Allah aşkına? Tarihi eserlerimiz, yapılarımız yerlerde sürünüyor.

Bitlis'in behemehal 1920'li, 1930'lu yılların çevresel ve mimari şartlarına birebir getirilmesi hedef olmalı. Buna ulaşmak için de büyük bir seferberlikle işe başlanılmalıdır. Kentimize uygun projeleri hayata geçirmeye matuf yasal güvencelerle yola çıkılmalı. Halk ikna edilerek işe dahil edilmelidir. Kentimiz hep örnek gösterilen Mardin'in fersah fersah önündedir. Zira içinden dere, nehir akan tabii vasıfları, doğal güzellikleri çok daha önlerdedir. Köprüler, bulaklar, çeşmeler, mabetler, okullar, medreseler, hanlar, hamamlar da büyük restoratif projenin haliyle içinde yer almalıdır. Buna uygun olarak elbette yoğun yıkımlar gerekecektir. Bitlis'te bu işlere ek olarak eskiyi canlandırma hedefli düzenlemeler ve bu kalıcı restorasyonlar kentimizin hayrına olacaktır.

Sanatta ve kültürde geriye gidişimize ait sözleri etmeden, işin alfabesinin tümden bozuk olduğunu söylemekle yetinelim. Burada kentin ekonomik yaşamına, sağlığına, imarına, alt yapısına, ulaşımına, çevre, kültür, sanat ve sosyal alanlarında birikmiş büyük sorunlarına çözüm adına net projelerle yola çıkılması bu dönem için de aynen geçerli yol olmalıdır.

Bitlis siyasetine önümüzdeki dönemde soyunacak muhtemel adaylar ve onlara servis sunacak kurmay kadrolar için de şunları söyleyelim:

Onların cesaretleri bizler için çok değerli. Ancak inandırıcılıkları, bilgi ve becerileri, halk indindeki güvenilir kişilikleri daha da önemli. Hizmete aday tüm genç insanların önlerinin açılması gerekiyor. Siyasete giren, önemli görevlere talip olan kişilerin, kadroların yerel inisiyatiflerle sürekli istişarelerde bulunmaları, bilgi ve düşünce alışverişi yapmaları, en zor şartlarda bile sistemden değil, halktan yana olmaları, risk almaları ve ibadet eder tarzda çalışmaları gerekiyor. Beklenen ve ideal olan nokta tam da budur. Özellikle kadınlarımızın tüm projelere asal unsur olarak dahil edilmesi, gene kızlarımızın, kadınlarımızın sorunlarıyla ilgilenecek önemli özel birimlerin oluşturulması da sağlanmalıdır. Epey bir dönem daha onlara pozitif ayrımcılıkla bakılması ve erkeklerin lehine olan fiili sosyal politikaların lehlerine döndürülmesi, bu anlamda makasın kapanması adına çalışılması aklın da yoludur.

Siyasi adaylar ülkeye ve bölgeye ait projelerini halka da kanlı canlı sunabilmeli her an. Bu husus engellenmemeli. Bitlis halkı çok zekidir. Yetenek, bilgi, görgü, deneyim, beceri ve işbilirlik kriterleriyle dopdolu genç insanların tek tek çıkması Bitlis'in yararınadır.

Bitlisliler, siyasi yapılara, parti yönetimlerine, yetenekleri, kişilikleri ve geçmiş başarıları daha bir önlerde olan beğendikleri kişileri çokça önermeliler diye düşünüyorum. Bitlis adına ümitvar olduklarını önceden gösterebilme, işaret edebilme basiretini göstermeliler. Siyasetin de yeni değerleri, pırıl pırıl insanları mutlaka değerlendireceğine ve ıskalamayacağına olan inancımı taşıyor, tüm Bitlislilere sevgi, saygı ve derin muhabbetlerimi sunuyorum…

Dr. Servet ZÜLFİKAR Bitlis Araştırmacısı